PARALEL EVRENDE MUTLU OLMAK MÜMKÜN MÜ?

 

Gwyneth Paltrow’un ‘Sliding Doors’ filmini izleyen veya hatırlayanınız var mı? Metro durağında hayatı değişen kızın hikayesi… İstasyona zamanında gelip ilk metroyu kullanarak evine gelen Helen, sevgilisini başka bir kızla yakalıyor. Peki ya metroya sadece birkaç saniye daha geç gelseydi? Bu durum bir nevi paralel evrende resmediliyor, Helen ilk metroyu kaçırıyor, biraz bekleyip bir sonraki metroyla evine gidebiliyor. Ancak bu ‘biraz’ bekleme Helen’in hayatını tümüyle değiştiriyor. Çünkü evine geldiğinde sevgilisi yaptığı ‘yaramazlığı’ çoktan bitirmiş oluyor. Sonuç: Paralel evrendeki mutlu ama ‘boynuzlanan’ Helen sevgilisiyle ortak bir gelecek çizerken, öteki Helen yalnız ama onu yoğuran ‘aşk sancılarıyla’ kendine bambaşka bir hayat kuruyor. 

Image

İşte ben bazen özellikle bir yanlış yaptığımda, ya da tam tersi çok iyi veya önemli bir karar aldığımda çok düşünürüm, ‘Ya böyle yapmasaydım şu an nasıl, kimlerle, hangi şartlarda olurdum?’ Seçtiğiniz meslek ve hayat arkadaşından başlayarak milyonlarca olası kombinasyon arasında ‘acaba öyle mi olsaydı? Yoksa böyle mi? diyerek kafayı yemek mümkün. Tabii ki bunu  bilebilmek olası değil. Ben kısıtlı bir deney olarak bir süre aynı ortamı paylaşıtığım arkadaşlarımın hayatına bakarak ‘ortalama’ bir fikir edinmeye çalışıyorum bazen. Herkes farklıdır orası ayrı ama, elimde de ‘alternatif  evren’ ile ilgili yeterli bilgi yok maalesef🙂 Bakarım ortaokul, lise, üniversite, çocukluk arkadaşlarıma: ‘Hmm o bankacı olmuş, şu hemen evlenmiş çoluk çocuğa karışmış, şu kendi işini kurmuş..vs..’ Sonra kendimi onların yerine koyduğumda bir huzursuzluk hissediyorsam, tamam derim ‘Ben burada iyiyim’. Mesela bir iktisat mezunu olarak kendimi ‘paralel evrenimde’ bankacı yaptığımda, diğer arkadaşlarım gibi, hiç mutlu olmuyorum ve diyorum ki gazetecilik her ne kadar  günde bin kere kahretsen de ‘doğru karar’. Biraz saçma ama benim de ‘paralen evren deneyim’ böyle.

Bir de arada bir genç kız fantezisi yaparım. Yanlış anlaşılmasın ‘genç kız, fantezi ne oluyor?’ diye. İngilizce ‘daydreaming’ diyelim, öyle biraz güne ara verip hayal kurmak işte. Hayranı olduğum insanlarla birlikte, o paralel evrende birkaç dakikalık ‘mola’ iyi geliyor insana. Sonradan editörün ‘haber nerdee?’ diye bağırmasıyla ‘ani bir düşüş’ yaşansa da denemeye değer🙂 Mesela şu dünyada özel koruma altına alınması gerektiğini düşündüğüm üç erkek de Paris’e geldi, ‘The Hangover’ın’ ‘ben de onunla ömrüm boyunca içip içip dağıtmak istiyorum’ dediğim yıldızı Bradley Cooper.

Image

 

Cooper’ın şu fotografına bakınca ‘Ben de aynen oralarda gezmiş idim, ahh zaman farklı mekan aynı. Nerdee benim aynı anda Paris’te Cooper ile denk geldigim paralel evrenim?’ Diye düşünür, hayallerden hayallere dalarım. Kendisinin süper Fransızca konuştuğunu da burada belirtirsek, işin sırrı pratikte biraz Fransızca pratik yapmaya çalış’ dediklerinde yine paralel evrenimde ilk pratik yaptığım kişi Cooper olur. (Tabii bu benim hayal evrenim olduğu için Fransızcayı da bir iyi konuşuyorum ki orada hiç sormayın🙂

Saçma ama eğlenceli, günlük hayattan siz de çok bunaldığınızda denemenizi tavsiye ederim. Nasıl olsa denemesi bedava🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s