Karl Lagerfeld sinemaya el atarsa…

Lüks tüketim markaları film dünyasına da el attı. Zaten çoğu filmde reklamı yapılan bir lüks ürün görüyoruz (parfüm, saat, mücevher) veya her oyuncunun bir markanın yüzü olması artık sıradan demeyin. Benim bahsettiğim bu markaların reklam mecralarında artık kısa filmlere de yer vermeleri. Ya da daha doğrusu, filmlerde kendilerini gösterecek birkaç sahne peşinde koşmak yerine artık kendi filmlerini çekiyor lüks markalar. Bir ürünü değil bir imajı satan lüks tüketim dünyası, artık ürünlerini anlatmaktan çok, bu ürünleri kullanarak nasıl bir kadın veya erkek portesi çizebileceğinizi anlatıyor. Yani bir hayal satıyor. Tabii söz konusu Dior, Hermes, Cartier gibi markalar olunca bu kısa filmler büyük bütçeleriyle doğru orantılı olarak Hollywood yapımlarını bile kıskandıracak kalite ve görsellikte olabiliyorlar. İşte sizi tamamen başka bir hayal ve lüks dünyasına götürecek kısa filmlerden en sevdiklerim…

Dior/ Lady Grey

Başrolünde Fransız aktris Marion Cotillard’ın olduğu film, Dior aksesuarlarını ön planda tutuyor. Gri Dior çantasından çıkardığı Dior aksesuarlarıyla, birçok kişinin hayatını değiştiren bir şov kızının hikayesini anlatan film 2010’da piyasaya çıktı. Londra’da geçen hikayede, film boyunca da kentin ünlü yapılarını görmek mümkün. Hani hiç diyalog olmadan görsellik ve oyunculukla bir kısa film ne kadar etkili olur derseniz, işte bu kadar derim.

<p


Cartier/ L’Odyssee de Cartier

Bu ayın başında ise bir başka lüks devi Cartier, ilk defa 165 yıllık hikayesini anlatan bir filmle karşımıza çıktı. Markanın Rusya, Fransa, Çin ve Hindistan’daki etkilerine vurgu yapan üç buçuk dakikalık film, Paris’in Grand Palais’sinden başlayıp Çin Seddi, St. Petersburg meydanı ve Hindistan’a kadar uzanıyor.

Filmde Cartier’in serüvenini, markanın simgesi olan panterin (gerçi burada leopar olmuş) gözünden izliyoruz.

2 Mart’tan itibaren internette yayınlan film, televizyonlarda da gösterilecek. Görsellik harikası filmin sadece müziği için 84 enstrüman ile kadın ve çocuklardan oluşan 60 kişilik bir orkestranın çalıştığını veya bir sahne daha gerçekçi olsun diye 1906 yılında Alberto Santos-Dumont tarafından üretilen bir model uçağın neredeyse birebir 13 metrelik replikasının yapıldığını belirtirsek, nasıl büyük bir ekip ve bütçenin işi olduğu daha da iyi anlaşılır.

Miu Miu/ Womens’ Tales

Diğerleri kadar parlak ve iddialı olmasa da bir örnek olarak moda devi Miu Miu da kısa film işini ‘Women Tales’ adlı bir projeyle ne kadar ciddiye aldığını gösterdi. Proje kapsamında dünyanın dört bir yanından kadın yönetmenlerin çektiği kısa filmler gösterime giriyor. Bu seriden ilki ‘The Powder Room’ size muhteşem bir bayanlar tuvaleti/ makyaj odasının kapılarını açıyor. Londra’nın Claridges Oteli’nde çekilen film şahsen bende hemen orada gidip tuvalette makyaj tazeleme hissi uyandırdı.

Chanel/ Karl Lagerfeld Movies

En iyisini en sona sakladım🙂 Dünyanın en ünlü tasarımcılarından Karl Lagerfeld ne yapsa güzel yapar diyenlerdenseniz alın size Lagerfeld imzalı filmler. Hayatımda hiç Lagerfeld imzalı bir film izleyeceğim aklıma gelmezdi ama şöyle bir düşününce, bir kreasyonun yaratmak istediği dünyayı kendi tasarımcısından başka en iyi kim anlatabilir?
Lagerfeld de böyle düşünmüş olsa gerek ki, tasarımcı, Channel’in son kreasyonlarını tanıtmak için yola çıktığı beş dakikalık tanıtım filmlerinden, yarım saatlik kısa filmleri yönetmeye kadar geldi. Chanel’in son Cruise 2012 kreasyonunu tanıtmak için çektiği yarım saatlik ‘The Tale of A Fairy’ için ‘paranın şuursuzca harcandığı, bohem bir hayatı resmettim’ diyen Lagerfeld, anlaşılan kendi kolleksiyonlarının hedef kitlesini de böyle belirlemiş. Nitekim Paris
Londra, Saint Tropez gibi lüks mekanlarda çekilen filmlerde hep 7/24 parti yapan, ultra-zengin, hırslı, bohem karakterleri görmek mümkün. Bana kalırsa markayı ‘şuursuzca para harcayan, partiden partiye koşan tipler’ yerine daha bilinçli, zengin ama (malum Channel alınabiliyorsa) bu paranın sorumluluğunu alabilmiş ve şirketlerdeki sosyal sorumluluk imajının giderek daha da parlatıldığı bu devirde daha sosyal bir mesaj verebilen bir kitleyle özdeşleştirilmesi uygun olurdu. Her neyse ben Lagefeld değilim
zaten filmler de görsellik ve kurgu açısından gayet başarılı.

Lagerfeld’in Cruise 2012 kreasyonu için son kısa filmi ‘The Tale of A Fairy’ Part 1

‘The Tale of A Fairy’ Part 2

Cruise 2011 kreasyonu için ‘Remember Now’

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s